Anasayfa | Üyelerimiz | Ziyaretci Defteri | Haber Arşiv | İletişim
Sosyologum
Sosyologum
Yaşam Kalitesi
Havanı Koru!
Dr.Metin KILIÇ (Kurucu)
"Gezi Parkı Olayları"

 

Bir haftadır devam eden gezi parkı olayları temelinde yeşili korumak fikrinden doğmuştur. İnsanların metropol şehirlerde nefes alabilmek, birazda şehir yaşantısından uzaklaşabilmek için ekmek-su kadar ihtiyaç duydukları yerler yeşil alanlar ve parklar. Her geçen gün gökdelenlerin dikildiği, kompleks AVM lerin inşa edildiği büyük şehirlerde yeşil alanların ne kadar kıymet arz ettiğini yaşanan bu olaylar çok açık bir şekilde gözler önüne sürmektedir.

Gezi parkında yapılan eylemlerin menşeine bakıldığında az sayıdaki bilinçli vatandaşın mevcut alanı doğal güzelliğiyle korumak adına, gece gündüz nöbet tutmasıyla başlamıştır. İlk günlerde meşru otorite tarafından fazla önemsenmemiş, sürecin tahlili yanlış yapılmıştır. Bundan önceki protesto eylemleri gibi kısa bir süre sonrasında kalabalıkların dağılacağı kanısı hâkim olmuştur. Her geçen gün insanların duyarlılık seviyesinin ve niceliksel olarak sayısının arttığı gözlenince mevcut hükümet, güç yansıması olarak polisin tutarsızca ve insanlık onurunu hiçe sayan müdahaleleriyle çözüm aranmaya çalışmıştır.

Yapılan oldukça sert müdahale sonucunda farklı tandanstan siyasi ve sosyal gurupların dayanışması ve mücadele (kendi deyimleriyle) etmesine etken olan bir durum ortaya çıkmıştır. Örneğin, tarih sahnesinde belki de ilk defa yüzlerce farklı spor taraftarlarının bir araya gelerek istiklal caddesinde yürümesi gibi ilgi çekici kareler görülmüştür. Şimdiye kadar hiçbir siyasi-ideolojik düzlemde yer almamış bu guruplara polisin müdahalesi yine çok sert olmuştur.  Beşinci gün sonunda gelenin noktada hükümet olayların beklenenin çok daha ötesinde olduğunu görmüştür. Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda yanlış anlaşılmanın söz konusu olduğu, gezi parkı alanına AVM benzeri bir şeylerin yapılmayacağı ve sadece düzenleme çalışması yapıldığı yönündedir. Peki vatandaşı bilgilendirme noktasında neden bu kadar geç kalınmıştır? Gücünü halktan alan bir iktidar yine gücünü aldığı halka sorun kitlesel bir harekete dönüşmeden önce gerekli açıklamayı yapamaz mıydı? Sonunda polisin orantısız ve ağır müdahalesindeki sorumluların tespit edilerek, ilgili cezaların verileceği belirtilmiştir. Akabinde de polis güçlerinin bölgeden çekilmesine (etkin müdahalede bulunmaması) karar verilmiştir. Polisin bu şekilde tutum ve davranışta bulunmasında kuşkusuz sorumlu olarak gösterilebilecek kişiler emir verme yetkisine haiz olan İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürüdür. Nedense İstanbul’la ilgili her konuda basın açıklaması yapan bu yetkililerin süreç içerisinde açıklama yapmaktan kaçındıkları gözükmektedir. Bu durumda ilgili kişilerin kim olduğu ortadadır. Orantısız güç kullanan polise gelince esasında Ersan Şen’in ifade ettiği gibi; Polis meşru bir güçtür, koruyucudur ve önleyicidir. Polis, olay çıkaran veya provoke eden değil, sakinleştiren ve sağduyu ile hareket eden profesyonel bir kontrol birimidir. Polisin, kendisini yalnızca devletin veya hükümetin kontrol gücü olarak görmesi, otoritenin fikir ve dayatmalarına karşı çıkan halkı, sırf bu nedenle tahrik etmesi ve halka karşı güç kullanması kabul edilemez. Polis yetkisini, hukuka uygun, dürüst ve eşit olarak kullanmak zorundadır.

Bugün İç İşleri Bakanlığından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: \`İstanbul İli Taksim gezi parkında yayalaştırma ve çevre düzenlemesi kapsamında yapılmakta olan faaliyetleri engellemek amacıyla başlatılan ve son birkaç gündür hukuki çerçevenin dışına çıkılarak sürdürülmek istenen yasadışı gösterilere karşı, saldırı boyutuna gelinmedikçe ve zor kullanmayı gerektiren şartlar oluşmadıkça, güvenlik güçlerimizce müdahale edilmemektedir”. Gelinen güne kadar polisin müdahale ettiği gurupların hepsinin ideolojik içerikli olmadığı aşikârdır. Polis Gezi Parkı Olaylarında sınıfta kalmıştır. Polise talimat verenlerin her toplumsal olaya illegal törer örgütlerine müdahale eder gibi müdahale etmemesi gerekir. Toplumsal olayların içeriğinin iyi analiz edilmesi gereklidir. Polise saldırının söz konusu olmadığı birçok toplu eylemde de polisin ağır müdahalede bulunduğu gözlenmiştir.

İşin siyasi kanadına bakıldığında, BDP dışında muhalefet partilerinin sürece destek verdiği gözükmektedir. CHP’nin öncülüğünde MHP’nin de ilk etapta kısmen destek verdiği, olaylar kontrol edilemez boyutlara vardığında desteğin geri çekildiği gözükmektedir. BDP’nin demokrasi-özgürlükçü bakış açısının çözüm süreci dışında söz konusu olmadığı gezi parkı olaylarında ortaya çıkmıştır. Demirtaş’ın yaptığı açıklamalarda destek vermedikleri faşist-milliyetçi uygulamaların içinde olmayacaklarını belirtmiştir. Peki şimdiye kadar yapılan kürt milliyetçiliği noktasındaki faşist uygulamalarınıza farklı kesimlerden gelen destekleri nasıl yorumluyorsunuz. Elbette muamma…

Yaşanan bir haftalık gezi parkı olayları sürecinde görsel medyanın ne kadar tarafgir olduğu da gözlenmiştir. Mevcut durumun insanlar tarafından görsel medya üzerinden takip edilmediği de çıkarılabilecek sonuçlar arasındadır. Toplum artık ulusal yayın kuruluşlarına rağbet göstermediğini bu olaylar da açık bir şekilde göstermiştir. Daha çok kitlesel haberleşmenin internet üzerinden sosyal paylaşım ağlarından yapıldığı ve takip edildiği gözlenmektedir. Basın yayın organlarının özgürlüğünün ne kadar özgürsüzleştiği gözlenmiştir. Kısacası basının yanlı davranışı demokratikleşme adına çok şey kaybettirmiştir.

Gezi parkı olaylarında hükümetin süreci iyi tahlil edemediği gözükmektedir. Süreç uzayınca siyasi ve ideolojik durumların öne çıkması toplumsal olaylarda kaçınılmaz bir gerçektir. Gelinen noktada her olaya şüpheci bakılması, olayların çıkış noktasının göz ardı edilmesine vesile olmaktadır. Unutulmaması gereken bir sosyal olayın açıklaması başka bir sosyal olayla bağlantılıdır. Yeşili koruma adına vukuu bulan, dalga dalga yayılan ve ülkenin farklı şehirlerinde verilen tepkilerin, yaşanan can sıkıcı olayların temelinde yatan şudur; geçmişten birike birike getirilen tek kutuplu düşünmenin ötesinde farklılıkları da görmenin ve farklılıklara saygı duyulması gerekliliğinin yansımasıdır. Demokratikleşme adına atılan (tek yönlü) adımlar, birilerinin artık frene basmasını istediği bir dönemin yaşandığını göstermektedir.

Sonuç olarak bugün insanların zihinlerinde “mücadele” ediyoruz düşüncesinin hâkim olduğu (sosyal medyada) ifade edilmektedir. Mücadele temelinde karşılıklılık düşüncesine dayanmaktadır. İstenmeyen bir durum karşısında tepki koymaktır. Burada göz ardı edilmeyecek unsur ise haklılığı savunmanın çerçevesini iyi çizmektir. Hiçbir fikir, durum şiddeti meşrulaştırmamalıdır. Dur denilmesi gereken noktanın isyanla, provokatif eylemlerle olmayacağı aşikârdır. Herkesin yaşanılan bu olaylardan kendisine ders çıkarmış olması en önemli temennidir. Hükümetin geri adım atması başbakanın nezdinde kabul edilemez bir durum olarak gözükmektedir. Gelinen noktada bu tepkinin 3-5 gün içerisinde bitmesi beklenemez. Uzun soluklu bir yolun başlangıcında hukuk temelinde sert müdahalelerin yapılıp, ne yazık ki hükümetin de kendi mücadelesini haklı çıkaracağı günler gelecektir. Belli bir kesimin uzun yıllardır biriktirdiği duyguların onbeş- yirmi günlük bir süreçte sonlanacağını düşünmek yanlış olacaktır. Tarih sahnesine 31 Mayıs Gezi olayları diye yazılacak bu tepki hareketi 14 Temmuz 1978 Fransız ihtilalinin başlaması gibi kimsenin göz önünde bulundurmadığı yeni ve apolitik bir gençlik tarafından Türkiye\'de bilişim devriminin temellerinin atılmaya başlandığı bir süreçtir. Gezi parkındaki insanlar dağıtılacağı bilinse bile artık insanların zihinlerinde belirginleşen düşüncelerin dağılmayacağı çok iyi bilinmelidir. Daha çok insanın canı yanmaması için meziyet ve güzel olan tek yönlü değil çok yönlü bakabilmektir. Bu anlamda gelinen noktanın hedefi insan hakları ve özgürlük olması gerekirken ne siyasi kanadın ne de gezi parkı destekçilerinin içinde bulunduğu durumun insan hakları ve özgürlükleri kısıtlamaması gereklidir.

Dr.Metin KILIÇ
Kurucu
Bu Yazı 03.06.2013 11.29 Tarihinde Dr.Metin KILIÇ Tarafından Yazılmıştır...
Bu Yazı 1227 Kez Okunmuştur !
Diğer Dr.Metin KILIÇ Yazıları
ÇOCUK İSTİSMARI 11.04.2014 15.29
Gezi Parkı Olayları 03.06.2013 11.29
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı 19.05.2013 23.06
Reyhanlı Çıkmazı 11.05.2013 22.00
Aile Danışmanlık Sertifikası 12.12.2012 15.31
Polis, Taraftar ve Spor Medyası 15.05.2012 10.52


Bu Yazıya Henuz Yorum Yapılmadı !
Bu Habere Yorum Yapmak İçin Üye Girişi Yapın !
Üye Değilseniz Üye Olmak İçin Tıklayın !
Sosyologum
Spor sosyolojisi
Suç Sosyolojisi
Sosyologum
Sosyal Danışman
Rehberlik
Sosyoloji Bölümleri
Sosyologum
Türk Sosyologları
Yabancı Sosyologlar
Genç Sosyologlar
SAYFAMIZI BEĞENDİNİZ Mİ?
Çok İyi
İyi
Kötü
Orta
Sosyologların geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Belirsiz
Çok iyi
Kötü
Kullanıcı
Adi :

Şifre :
  Üye Ol!
 
 
Metin Kılıç -- SIR (1. Baskı)
Etnisite ve Spor Metin Kılıç
ESWEBPORTAL © 2008
Programlama ve Tasarım 'ESDER Bilişim Kulübü'