Anasayfa | Üyelerimiz | Ziyaretci Defteri | Haber Arşiv | İletişim
Sosyologum
Sosyologum
Yaşam Kalitesi
Havanı Koru!
Dr.Metin KILIÇ (Kurucu)
"Bireyler Arası İletişimde Beden Dili"
Genel anlamda kaynağın ve hedefin insanlar olduğu iletişimlere bireyler arası iletişim denir. İletişim hayatın her safhasında kesintisiz olarak sürmesine rağmen; bireyler arası iletişimlerde bu sınırlandırılmıştır. Beş duyu organıyla algılanan her şeyi iletişim olarak kabul edebiliriz. Gördüğümüz, duyduğumuz hatta hissettiğimiz objelerin beyine aktarılması ve bu verilerin beyninde işlenmiş bilgiye dönüştürülmesiyle iletişim gerçekleşmiş olacaktır. Alıcı, kaynak ne olursa olsun, iletileri yorumlayıp yansımayı gerçekleştirdiği sürece iletişim kesintisiz devam edecektir. Kişi bir ağaca baktığında ve gördüğü ağacın güzelliği ile yorum yaptığında iletişim süreci işlemiş olur. Eğer hem kaynak, hem de hedef bir insan ise , bu iletişim şekline bireyler arası iletişim adı verilir. Şekil 1 . Bireyler arası iletişim sınıflaması Bireyler arası iletişimde Sözsüz iletişim ( Non verbal ) iletilerin % 60’ ını kapsar. Bu bağlamda insanların daha çok sözsüz ileti kodlarından yararlandığı görülmektedir. Genel anlamı ile semboller, mimikler, beden hareketleriyle oluşturulan belirli bir normu ve genel geçer kanunları olmayan yapılandırılmamış iletişim sistemidir. İletilerimizin sadece %10’u sözcüklerledir. Vücut konumu ve durumu ise %60’ ını kapsar. Geri kalan %30 ise sestir ( Yüksel, 1994: 36). İletişimin kesintisiz olarak devamını sağlayan asıl olarak sözsüz iletilerdir. Hiç konuşmayan iki birey arasında gözlerle veya mimiklerle iletişim sağlanabilir. Sözsüz iletişimin devam etmesi için çoğu zaman kaynak-alıcı ilişkisi de olmayabilir. Kişi, bir başka bireye ihtiyaç duymaksızın , kendi iç dünyasıyla , düşünce sistemiyle iletişimi devam ettirebilir. Sözsüz iletişimde kaynak ve alıcı kişinin kendisi olabilir. Tartışan iki insanın , tartışması bittiği halde ve kişiler birbirlerinden ayrılıp yalnız kaldıklarında bile nefes alış veriş, yüz ifadesi, gözlerin kırmızılığı ile tartışma devam eder.Tartışma sözcüklerde bitmiş olabilir ama bireyin iç dünyası tartışmayı daha bitirmemiştir ve sözsüz iletişim devam etmektedir. Sözsüz iletişim sözel iletileri tamamlar ve sözel iletilere oranla daha güvenilir bilgi verir. Vücut dilinin kullanılmadığı bir iletişim çok yalın ve yavandır. Jestlerin kullanılmadığı bir anlatıda ,anlatılan kavram tam olarak ifade edilemez. “Su içiyorum” dediğimiz zaman , sözlerimizin , suyu nasıl içtiğimizi, bardaktan mı ,şişeden mi, avucumuzdan mı içtiğimiz anlaşılmaz. Jestlerle konuşan insan , su içme fikrini belirtmek için avucunu ağzına götürür , görünmeyen suyu kana kana içiyormuş gibi yapar. Bu şekilde biz hem suyu nasıl içtiğini hem de suyun tatlı, soğuk ve susuzluğu gideren bir şey olduğunu anlarız. Sözsüz iletişimin en önemli özelliği insan evrimi boyunca ilk kullanılan iletişim sistemi olmasıdır. İnsan ırkının ilk eserleri, Amerika kıtası hariç, tüm kıtalarda bulunan taş devri kalıntılarıdır. Bu devre ait kalıntılardan biri ( Neandertal Irmağı vadisinde bulunduğu için ) Neanderal adamıdır. Hemen hemen alınsız olan bir kafatası,çağdaş insanın beyin kısmından biraz değişikti. Alt çene ise konuşmaya henüz elverişli değildi. Böyle bir alına ve çeneye sahip olan insan, şimdiki insan gibi konuşamazdı. Neanderal adamının da konuşması gerekiyordu. İnsan , çene altı bölgesinin ve çenesinin gelişip, konuşmaya elverişli hale gelmesini bekleyemezdi. Çünkü bu, binlerce yıl isterdi. Peki ama, insanlar nasıl anlaşıyorlardı? Tüm vücuduyla . Henüz özel bir konuşma organı olmadığı için , bütün vücudu konuşurdu: yüzün adaleleri , omuzlar, ayaklar ve en çok da eller (İlin & Segal, 1998: 21). İlk insanlar konuşmayı bilmezdi. Ama başka insanlarla anlaşmaya yardım eden sözsüz iletileri vardı. Tamam anlamında kafa sallama, gel dediği zaman el işareti gibi. Beden dili insanlık tarihi açısından en eski iletişim aracımızdır. Beden dili duygu ve düşüncelerimizin yansımasıdır. İnsanların yüz yüze kurdukları ilişkide, kelimeler %10, ses tonu %30, beden dili %60 önem taşır. Beden Dili Öğeleri Beden duruşu Mimikler Başın Oturmak için seçilen yer Giyim Bakım ve makyaj Jestler Göz teması Ayakların kullanımı Oturma biçimi Mesafe Kullanılan aksesuarlar Beden Duruşu (Postür) İnsanlar birbirleriyle ilişkilerinde çok farklı beden duruşları içindedir. Biriyle çok özel bir konuyu görüşen kişi hafifçe öne eğilir. Çocuğa eğilerek konuşan yetişkin, karşısında işbirliğine çok daha yatkın bir çocuk bulacaktır. İlişkide olduğu kişiyi doğrudan karşısına alan ve dik bir beden duruşuna sahip olan kişi, mesajına güvenli bir özellik katmış olacaktır.İki büklüm, boynu bükük, \\`süklüm püklüm\\` beden duruşları ne kadar hatalıysa, omuzları geriye atılmış, göğüs dışarı çıkmış, baş yana eğilmiş, meydan okur, savaşa davet eder türdeki beden duruşları da aynı ölçüde hatalıdır. Başı ve bedeni dik tutarak konuşmak ve dinlemek, dikkat ederek zamanla beden duruşunu güvenli tavır yönünde geliştirmek mümkündür. Mesafe ve Bedensel Temas Mahrem mesafe, herkesin tipik olarak asansörde yaşadığı, tanımadığınız insanlarla yakın olduğunuzda rahatsızlık duyacağınız mesafenin ölçüsüdür. Hangi toplumda olursa olsun mesafe, insan ilişkilerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bir insana çok yakın oturmak veya ona yakın durmak, elini omuzuna, sırtına koymak, koluna, eline değmek iki kişi arasındaki ilişkiye belirli bir \\`özerklik, yakınlık ve sıcaklık katar. Yakınlık isteği içinde olmayan kimse ise rahatsızlık duyar ve savunucu olur. Bu sebeple böyle bir yakınlık girişiminden önce, bu yakınlığın karşıdaki kişi tarafından nasıl değerlendirileceğini sözlü olarak ölçmekte yarar vardır. Karşıdaki kişinin koyulan mesafeyi veya bedensel teması nasıl algıladığına dikkat edilmesi gerekir. Aksi takdirde ortaya rahatsızlık verecek yorumlar ve istenmeyen sonuçlar çıkması kaçınılmaz olur. Doğrudan Göz İlişkisi Bir kişiyle konuşurken dikkat edilecek en önemli noktalardan biri, nereye baktığınızdır. Doğrudan konuştuğunuz kişiye bakmak, karşınızdaki kişiye samimiyetinizi iletmenize yardımcı olur ve mesajınızın etkisini artırır. Yere bakarak veya gözlerinizi kaçırarak konuşmanız, karşınızdaki kişinin üstünlüğünü kabullenme olarak yorumlanacaktır. Doğrudan göz ilişkisi kurmak ve sürdürmek konusunda aşırılığa kaçmamak gerekir. Sürekli olarak bir insanın gözlerinin içine bakmak hem o kimsede rahatsızlık doğurur, hem de gereksizdir. Doğrudan göz ilişkisi de zamanla geliştirilebilir. Bunun için, dikkatinizi göz temasınıza yöneltmeniz ye birisiyle konuşurken, gözlerinizi kullanış biçiminizin farkında olmanız gerekir. Jestler Uygun ölçüde ve uygun şiddette yapılan jestler bir konuşmaya güç katar. Bu konuda dikkat edilmesi gereken, jestleri konuşmadaki eksik kelimeleri tamamlayacak bir araç olarak kullanmamak, yabancı dile hakim olmayan birinin ifadesini elleriyle tamamlaması gibi bir duruma düşmemektir. Bundan başka sert ve sinirli jestlerin, dinleyenlerde rahatsızlık doğurduğu unutulmamalıdır. Rahat, sakin ve yumuşak jestler, konuşmacının kendine güvenini, konuştuğu konuya hakimiyetini ortaya koyduğu yönünde yorumlanmaktadır. Jestler ve mimikler diğer kişilere görsel sinyaller gönderen hareketlerdir. Bizim bir jestten söz edebilmemiz için yapılan hareketin bir başkası tarafından görülmesi ve yaşadığımız duygu ve düşünceyle ilgili bir bilginin karşımızdaki kişiye iletilmesi gereklidir. Aslında her bir jest, düşünce ve duygu ürünü olduğu için doğal olarak bu özelliklerini barındırır. Yüz kaslarının anlatım amaçlı kullanımı mimikleri; baş, el, kol, ayak, bacak ve bedenin kullanım de jestleri oluşturur. Jest ve mimikler \\`esas\\` ve \\`ikincil\\` olarak ayrılır. Esas jest ve mimikler, düşünce ve duygularımızı destekleyen, onları somutlaştıran hareketlerimizdir. Örneğin, sohbet sırasında göz kırpma, baş sağlama, kolları açma gibi işaret ve hareketler iletmek istediğimiz ve programladığımız bir mesajı içeren jestlerdir. Öte yandan kendiliğinden gelen ve hiç beklemediğimiz bir anda bizi yakalayan esneme ve hapşırma gibi durumlarda bile jest söz konusudur. Esas olarak anlatıma katkıda bulunmayan ve kendiliğinden refleks olarak ortaya çıkan bu hareketlere ikincil jest ve mimik denir. Bu iç tepkilerle ortaya çıkan ikincil jestler, ortamın özelliklerine göre giydirilmeye ve şekillendirilmeye başlarsa esas jestlere dönüşmesi ortama, kişinin içinde bulunduğu ve birlikte olduğu kişilere karşı takınmak istediği tavra bağlıdır. Bu jestlerin bazılarını bastırmak, bazılarını da en açık biçimde de ortaya koymak eğilimi vardır. Bir konser salonunda insan hapşırığını tutmaya çalışır ve özür diler bir ifade takınır, ancak istemediği halde eşi camları açmışsa ve bundan rahatsız oluyorsa hapşırması çok daha farklı olur. Açık, net ve mümkün olduğunca şiddetli olan hapşırık artık ikincil jest olmaktan çıkar. Baş ile selam vermek veya el sallamak gibi hareketlere esas jestler denir. Esas jestler başlangıçtan bitişlerine kadar iletişimin bir parçasıdırlar. Esas jestlerle ikincil jestleri ayırt etmek için kendi kendimize şu soruyu sorabiliriz. “Eğer ben yalnız olsaydım bu hareketi yapacak miydim?” Cevabimiz “Hayır” ise bu hareketimiz esas jesttir. Cevabimiz “Evet” ise hareketimiz kendiliğindedir ve ikincil jestler grubuna girer. İkincil jestler İkincil jestlerin pek çoğu esas olarak sosyal değildir. Çünkü bunlar bedenin rahatı, temizliği ve kaşınma gibi kendiliğinden olan ihtiyaçları ile ilgili hareketlerdir. Vücut bakımımızı ve rahatlığımızı ovarak, silerek, kaşıyarak yaparız, yeriz, içeriz, rahat olarak bir beden duruşu sağlamak için kollarımızı birleştiririz, bacak bacak üzerine atarız, dik veya yan otururuz. Bütün bunları kendimiz için yaparız. Fakat bunları nasıl yaptığımız ve hangi duygusal durumda olduğumuz önemlidir. Bu jestleri yaparken yalnız olmadığımız durumlarda bizimle birlikte olanlar bu kişisel hareketlerden bizimle ilgili bilgi sahibi olurlar. Duygusal durumumuzu yansıtan jest ve mimikler açık ve belirgin bir şekilde dışarıya başkalara sinyaller göndermektedir. Bu işaretlerin fark edilmesini istemiyorsak özel bir çaba harcamamız ve kendimizi kontrol etmemiz gerekir. Dikkat edilmesi gereken nokta dışa vurduğumuz duygularımızla ilgili işaretlerin gerçekten karşı tarafa iletmek istediklerimiz olup olmadığıdır. İkincil jestleri bilinçli olarak anlamlandırıyor olsa da olmasa da, bu jestler kişiyle ilgili duyguların bir aktarımıdır. Esas jestler Bu jestler yüz, baş, el, kol, ayak, bacak ve bedenin bir konuya açıklık kazandırmak için yaptığı hareketlerdir. Esas jestler, anlatım jestleri, sosyal jestleri ve mimik jestleridir. a)Anlatım jestleri Bu jestler insanın diğer hayvanlarla ortak olan biyolojik kökenli jestleridir (Temel altı duygusu). Kaslarımız altı temel duygunun ifadesinde, canlılığımızın başlangıcından bu yana bedenin yaşantı ile bağlantısını kurmak ve bedeni korumak için düzenlenmiştir. Anlatım jestleri özellikle yüz ifadelerinde ortaya çıkar ve insanın varlığını korumaya dönük eylemlerinden kaynaklanır. Örneğin yüzdeki sıkma hareketi, düşman tarafından boynun sıkılma eylemi içinde oluşmuştur. Boyunu sıkılan bir insanın yüzündeki bütün kaslar sıkıştırılarak direnç oluşturur ya da ani ve atak hareketler karşısında gözlerimizin kapanması belirsizlik ve tehditlerle dolu bir dünyadan gelebilecek bir saldırıya gözlerini koruma amacına dönüktür. Öte yandan gülme insanın hoşnut olduğunu, iç damgasının yaşamı sürdürmeye uygun bir uyum içerisinde bulunduğunu ortaya koyan ve karşısında bulunanları bu mutluluğa ortak olmaya davet eden bir jest ve mimiktir. Yapılan kültürler arası çalışmalar bu temel jestlerinin bütün kültürlerde ortak olduğunu göstermiştir. Esas jestlerimizden olan anlatım jestlerinin temel özellikleri kültürel etkilenmeler sonucunda değişime uğramıştır. Ana jest kalıbı farklı olmadan kültüre ve kişiye bağlı olarak değişik durumlarda kullanılabilir. Örneğin, gülme için toplumların ve kişilerin kullandıkları fırsatlar ve tavırlar aynı değildir. Biyo-psikolojik beden dilimiz olan anlatım jestleri evrenseldir, bu ana yapıya kültürel özellikler, anlatım zenginlikleri ve bazı farklar kazandırmıştır. b)Sosyal jestler ve mimikler Durum gereği, olduğumuzdan çok daha mutlu veya hisseciğimizden çok daha üzüntülü yüz ifademiz bir sosyal mimiktir. Değer insanların memnun edecek jestlerin taklit edilmesi bir anlamda insanın sosyal rolünü oynamasıdır. Bir toplantıda gerçek iç dünyamızdan çok farklı bir duygu halini yansıtmamız buna örnektir. Canını sıkan bir konuyu yemekte konuşmayıp ve yemek saatlerini iyi görünme çabasıyla geçirmeye çalışmak veya kişinin bir topluluk önünde yaptığı bir konuşmada ses tonunu, el ve kollarını anlatımını daha etkin kılmak için kullanması sosyal jest ve mimikler olarak değerlendirilir. c)Mimik jestler Bu jestler taklit ve tanımlama jestleridir. Bir objeyi veya bir hareketi mümkün olduğu kadar kusursuz olarak taklit etmek amacıyla yapılan jestlerdir. Mimik jestler tiyatroya özgü jestler taklit jestler, şematik jestler, teknik ve kod jestlerdir. Tiyatroya özgü jest ve mimikler İzleyicileri hoşnut etmek için artistlerin kullandıkları jestlerdir. Teatral mimiklerin oluşturulmasında esas olarak iki teknik söz konusudur. Bunlardan birinde, aktör rolünü oynayacağı karakteri bütün ayrıntıları ile izler ve onun hareketlerini ve ifadelerini taklit eder. Diğerinde ise, yansıtacağı duygusal tonu yakalar ve o duygu durumuna girerek, bu duygudaki insanın davranışlarını kendiliğinden ortaya koyar. Günümüzde bu mimikler hem sahnede hem de sosyal hayatta kullanılır. Teatral mimikleri günlük yaşantılarına aktarmış birçok kişi hayatı bir tiyatro gibi oynayarak yaşar. Bu tür insanlar renkli kişilikleri ile çevrelerine çok sayıda kimseyi toplarlar. Taklit jestler Sosyal ve teatral jestlerden çok farklıdır. Taklit jestler rüzgarın veya köpeğin sesinin taklidi gibi, bir insanın olmadığı veya olamayacağı bir şeyi taklit etmesidir. Bu jestlerde genellikle eller etkin rol üstlenir. Şematik jestler Kısaltma ve özetleme ile ilgili taklitler olup mimik jestlerin bir başka türüdür. Bu jestle kişi bir durumun en göze çarpan özelliğini alıp sadece bununla o bütünü tanımlar. Bu jestler nesne veya bir durumu ifade etmek için kullanılır. Ateş etme hareketi, sigara olmadan sigara içme hareketi, olmayan bir bardakla su içen kişinin yaptığı hareket bu tür mimik jestlere örnektir. Bazı bilim adamları şematik tanımlama jestlerini yer yüzünün her yerinde kullanılan evrensel nitelikte jestler olarak kabul etmelerine rağmen, birçok araştırmacı bu konuda kültürlere bağlı bazı farklılıklar bulunduğunu ileri sürmektedir. Teknik ve kod jestler Belirli bir meslek grubunun kendi aralarında kullandıkları jestler birbirleri ve onlarla ilişkili olanların anladıkları teknik jestlerdir.Kod jestler, dilsiz alfabesinin ellerle kodlanması ve ellerle yazılması gibi, bilgiyi sistemli bir şekilde kodlayan jestlerdir. Mimikler İnsan ilişkilerinde hiçbir şey, belki yüz ifadesi kadar önemli ve anlamlı olamaz. Üzüntünün veya kızgınlığın gülümseyen bir ifadeyle, sevincin çatık kaşlarla ifade edilmesi uygun düşmez. Güvenli bir ifade, verilen mesajla uyum içindeki bir ifadedir. Öfkeli bir mesaj veya memnuniyetsizlik en açık olarak donuk bir ifadeyle verilebilir. Ses Tonu, Şiddeti ve Konuşmanın Akıcılığı Ses tonunun kullanılma biçimi, sözlü ilişkinin hayati bir parçasıdır. Tek heceli bir kelime, örneğin \\`git\\` kelimesi, söyleniş biçimine bağlı olarak pek çok anlama gelebilir. \\`Git\\` vardır, \\`seni bir daha görmek istemiyorum\\` anlamına gelen; \\`git\\` vardır, \\`kal, hiç gitme” anlamına gelen. İnsanlar arası ilişkilerde yaşanan en küçük gerginlik, kendini önce ses tonunda ortaya koyar. Büyük çoğunlukla gündelik ilişkilerde canlı, neşeli, enerjik bir ses tonu, insanlar üzerinde olumlu etki bırakır. Ancak ortada bir gerginlik ve sorun varsa ses tonunun yumuşak ve sakin olması çatışmayı önler ve işbirliğini kolaylaştırır. Monoton, dinleyende bıkkınlık yaratan, kolayca dikkatin dağılmasına sebep olan bir konuşma üslubuyla kişi ortaya ne kadar orijinal fikirler koysa da ikna edici olmakta güçlük çekecektir. Sert ve kesin konuşma biçimi, çoğunlukla dinleyenlerde savunuculuğa sebep olur ve rahatsızlık doğurur. Ayrıca sesine özür diler gibi bir ton veren kişilerin, karşısındakiler tarafından istekleri kolayca geri çevrilir veya söyledikleri önemsiz olarak görülür. İnsanlar konuşarak anlaşmaya başlamadan önce beden dillerini kullanarak anlaşmaktadırlar.Günümüzde de beden ile ruh birbirinden ayrı düşünülmemektedir. Beden iç dünyayı saran bir eldivendir ve duygular, düşünceler beden dili ile anlaşılmaktadır. Önceleri halk arasındaki yaygın olan görüşe göre; bedensel arzular ahlaka aykırı görülmekte ve günah sayılmaktadır. Bu nedenle, insanlar bedenlerine karşı olumsuz bir tutum içine girmektedirler. Eğer beden dilimize önyargısız ve cesaretle yaklaşırsak birçok görüşmenin sonucu olumlu olabilecektir denmektedir.
Dr.Metin KILIÇ
Kurucu
Bu Yazı 26.11.2010 17.39 Tarihinde Dr.Metin KILIÇ Tarafından Yazılmıştır...
Bu Yazı 1482 Kez Okunmuştur !
Diğer Dr.Metin KILIÇ Yazıları
ÇOCUK İSTİSMARI 11.04.2014 15.29
Gezi Parkı Olayları 03.06.2013 11.29
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı 19.05.2013 23.06
Reyhanlı Çıkmazı 11.05.2013 22.00
Aile Danışmanlık Sertifikası 12.12.2012 15.31
Polis, Taraftar ve Spor Medyası 15.05.2012 10.52


Bu Yazıya Henuz Yorum Yapılmadı !
Bu Habere Yorum Yapmak İçin Üye Girişi Yapın !
Üye Değilseniz Üye Olmak İçin Tıklayın !
Sosyologum
Spor sosyolojisi
Suç Sosyolojisi
Sosyologum
Sosyal Danışman
Rehberlik
Sosyoloji Bölümleri
Sosyologum
Türk Sosyologları
Yabancı Sosyologlar
Genç Sosyologlar
SAYFAMIZI BEĞENDİNİZ Mİ?
Çok İyi
İyi
Kötü
Orta
Sosyologların geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Belirsiz
Çok iyi
Kötü
Kullanıcı
Adi :

Şifre :
  Üye Ol!
 
 
Metin Kılıç -- SIR (1. Baskı)
Etnisite ve Spor Metin Kılıç
ESWEBPORTAL © 2008
Programlama ve Tasarım 'ESDER Bilişim Kulübü'